Sine-i sürurumdan kopan yapraklar...
• 24/10/2008 - Hisseden kalbiniz için!
Bilirsiniz, Çaresizliğe yine siz çaresiniz, Sevginiz, umut için gayretiniz, hisseden yüreğiniz, Samimi Halinizde ki teslimiyetiniz, Baharlara haber salan özleminiz, Kelebekler kadar zarif dirliğiniz sizin değerli ömrünüz. Nice canlar, Kan revan içinde çareye susayanlar, Hak adına, muhabbet cenahında sefilliğin ikliminde soluyanlar O kadar çok ki Etrafımızda kimi kimseden habersiz, İcbar edilen günü birlik nafaka mücadelesi Hissiyatımızı, muvazenemizi her gün tahrip diyor. Yaprağın güzelliğinde, hilminin ahenginde, çilenin güftesinde Sabrı ve kanaati bariz bir şekilde fark ederiz. Çok severiz, Dalar onsuz çok çaresiz deriz Hâlbuki zahir nazarıyla bu böyle anlaşılıyor. Bilmek, ihsana yetmiyor, tefekkür gerekiyor. Şifayı en iyi yaratan bilir, çaresi onun hükmüdür. Nefesler süreli bir ritimle kalbi teneffüs edilendir. Can, Korkulan zaman, An içinde değerini bulan hal, Kalbin ve ruhun, Vicdani sorumluluğun, Kalemde ki sorgunun, Kelamdaki anlatılanın aidiyeti için olduğunu, Hareket ve kuvvetin sahibini hissetmemizle orantılıdır. Sabır, Bunu tafsilatıyla anlamak için bir imkândır. Kanaat bu manada, aşkın umanında net sermayedir. Sevmek, Onu hak etmeyi bilmek, Yaratanı, kudretini, ayetlerini, ibretli hikâyelerini, Ezeli ve zahiri daha iyi anlamamız için bizleri bekliyor. Yaşamak, Yaratanın öngördüğü istikamette, Nefesin Müddetince, Sevginin karesinde, Hizmetin servetince, Nedenleri hikmetiyle, Çaresizliği şefkatiyle anlamaktır. İsminiz, Kızıma koyduğum bir isimdir, Payemdir, emanetim olan değerimdir, Ve suhulet içinde yerine tevdi edilmiştir. Biliyorsunuz, Hazreti Fatımanın Ve Asiye annemizin Halk tarafından konmuş sıfatlarıdır. İffetini ve namusunu koruyan, edebi koklayan candır. Siz şefkatle, Çiçeklerin renklerinde, Kuşların meşklerindesiniz, Lütfen ve hassaten siz bu gerçeği biliniz. Niyazımız ve selamımız size ve ayaliniz olsun. Sağlık ve afiyet halinizi bulsun, muvazeneniz bozulmasın sevgilerimle… Mustafa CİLASUN |
Yorum (0) :: Bağlantı
|
• 11/9/2008 - Değerli Dostum!
Sevgili üstat; zatımla ilgili tespitleriniz için bahtiyar olduğumu bilmenizi isterim. Makale, hikâyelerim için “devede kulak kalır” teşhisiniz biraz manidar geldi. “Nakşeden izler” anı roman çalışmamı ilgili siteye bir bütün halinde ekleme fırsatını bulamamıştım. Bu nedenle bölümler halinde yayınladım. Bu çalışmam diğer sitelerde fevkalade revaçtadır. Bir okur sıkıntısını, tasasını asla çekmedim ve böyle bir beklentiye meyletmedim. Zira tesirin sebebini bilendim bu bakımdan muhakkak ki heder-i nefestim. Şiir çalışmama gelince; bu alanda çok başarılı olduğum söylenemez elbette. Çünkü mısralarımı şair olduğum için veya bu sıfatın hasretiyle yoğrulduğum için yazmıyorum. Hani bir hüznün nağmesi bizleri farklı hissiyat serencamında yol aldırırlar ya… Maddeden maada bir nefes gibi… Şekliyeti şutlayan bir abit misali… Tefekkür ikliminden haz alan bir nefeslik can gibi… Aşkın demiyle kavrulan deveran inisiyatifi… Cezbeye tutulmuş feveran misali bilinir ya… Yazmak… Onu anlamak… Onun için var olmak… Düşünmek… Neyi düşüneceğimizi bilmek gibi… Sevmek… Hinlikten bertaraf olmayı bilmek… Sineyi bahşedeni La şerike diyerek diyardan göçmeyi tercih etmek! İşte değerli dost neylersin, bir acizliğin muhayyilesiyle nefeslenirken. Atmosferde yankı bulan feryadımın ahenk sızısı serdedildiği gibi… Bu maksada binaen okurlarımdan gelen talepler nedeniyle belki biraz fazla zaman ayırdığımı söylemek mümkündür… En fazla şiir ürettiğim dönem, yazmaya başladığımdan itibarendir. Ama sevgili üstat bilmelisiniz ki, o kadar güzel tepkiler alıyorum ki edebiyat çevrelerinden, haz almadığımı söylemeden geçemeyeceğim. Şiirlerime, ilham perimin kayıplara karışması sebebiyle, bir süreliğine ara verdiğimi belirtsem çok manidar bulur musunuz? En son yayınladığım” Nefesinle solayım” çalışmasıdır. Fakat en çok alındığım, başlangıç paragrafında ki hatırlatmanızdır.Hakikaten biraz yüreğimi sızlattı… “İki dünyanın var olduğunu ve hayal âleminde bulunmak” Demek ki yazdıklarımda bu pek fark edilmiyordu.Hayalin eşiğinde bir emeğin döküntüleriydi… Hayal… Ah bu hayal olmasaydı… Aşk nasıl anlaşılırdı… Nasıl yaşanırdı? Kurtulamadığımız bir monotonluğun pençesinde yaşamak, o kadar meşakkatli ki benim için, inanın kelimelerle anlatmak kifayetsizdir… İşte sevgili üstat şiirlerle ben hayalin meşkinde seyretmişsem, inanın bundan asla bizar değilim, çok keyif aldım, birçok yeni dost kazandım. Yüreğimin hücresinde hapsolan duygularımın kapısını, atmosfer dostlarına açtım. Onlarla paylaştım, sağ olsunlar kıymet verdiler, yorumlarda bulundular… Aşk bir hakikatse onu yaşadım dersem abartmış olur muyum bilmiyorum. Hissettiğim aşkın ta kendisiydi… Bilmeden… Görülmeden… Sadece satırlarla yaşana bir aşk düşüne biliyor musunuz? Şekliyeti önceleyenler biliyorum ki çok şaşıracaktır… Kim ne derse desin şaşmayan bir esin kaynağım olmuşu! Mısralarında bulduğum mana derinliği, hislerimi tetikliyordu. O bir sanatçı ruhluydu… Mısralarında güftenin izleri mevcuttu… Bir kemanın nağmelerinde dinlenseydi mısraları ne harika olurdu… Bir ressamım hassasiyeti mevcuttu… Tuval onun ellerinde raks ediyordu… İşte hissettiklerinizi bu haleti ruhla kaleme alırsanız… Neler çıkıyor emeğinizden bir bilseniz… Aşk acısını bilen kaç insan vardır… Arzunun değil, hazzın aşkını… İşte bu güzel ve görmediğim insan aşk acısını bilendi… Hissedendi… Bir sevendi… Sevmeyi bilendi… Demem odur ki sevgili üstat, aniden yüreğimi yakalayandı… Kendine katandı… Fizik kurallarını hiçe sayarak… Tenleri mahkûm bırakarak… Hayânın içinde kalarak… İşte her iki dünyayı da hayallerimizin zenginliğiyle güreleştirebiliriz… Aşk bizlere manayı yaşatandır ey sevgili dost… Aşk hak kapısında kavurandır… Aşk gülün kokusundan, bülbülün feryadından imbiklerdir… Yaptığınız yorumlar için teşekkür ediyorum… Sevgi ve muhabbetlerimi gönderiyorum… Mustafa CİLASUN  |
Yorum (0) :: Bağlantı
|
• 16/5/2008 - İsimsiz mektup!
Bir mektup aldım, biraz şaşırmıştım...
Biliyoruz ki artık mektuplar, bir iletişim için gereği kadar kullanılmıyor.
Şaşkınlığım bunun içindi.
Zarfı getiren postacı, mektubu bıraktı ve çekti gitti.
Doğrusu merak etmiştim, kimden geldiğin.
İşimi bir müddet durdurup, zarfa yeniden baktım.
Kimden geldiğini bileyim diye.
Fakat ne mümkün?
Den başka bir şey yok.
Daha çok meraklandım.
Zarfı uygun bir biçimde açarak, içindeki yazılı bulunan pusulayı çıkarttım.
Kâğıt özenle seçilmiş, açık pembe renginde, mısralar ise çok özenle yazılmıştı.
Mısralar nezaketi öyle bir işlemiş ki, çok duygulandım.
Yeniden bir kez daha mısraları okumaya başladım.
Satırlar, kişiliğimi deşifre etmiş bir kimlikten geldiği o kadar belliydi ki,
Beni bu denli kim tanıya bilir'i düşünmeye başladım.
Duygu yüklüydü, hasret ve özlemi vurguluyordu.
Beni çok uzak diyarlara götürdü.
Hala merak ederim, o isimsiz mektubun yazarını.
Çok üzülürüm, gafletimin neresinde bir kapı araladım, bu yürek sahibine diye…
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
• 16/5/2008 - Ey değer sizi tanımaktan müstefit oldum!
Mademki böyle bir gayrete girdiniz,
gönlünüz buna el verdi bilseniz ki ne kadar müstefit oldum.
Arzı mekânda süreli bir ömrü ifa ederken,
nedense bilinmeyenim kalmasın diyenler safındayım.
Bu bakımdan olduğu gibi düşüncelerimi
ve kimliğimi arzı cihan için aşikâr eylemekteyim.
Hareket ve kuvvetin sahibi belliyse,
nasip ruh için evvel emirse, tercihler iradi bir terakki ise,
kalbin sahibi her şeye muttali ise kaygılar pek bağlamıyor kanaatindeyim.
Belki yaşlılığımın yüklediği bir hissiyatımdır.
Değerli kardeşim, çalışmalarım için genel kanaatimi beyan edecek olursam;
Muhtelif yayıncılardan teklifler almama rağmen
6–7 kitap kapasiteli çalışmalarım için, ne kadar gerekli olduğu
konusunda meşkuk kalıyorum.
Zira atmosfer parkı sakinleriyle
paylaşımı esas kabul ettiğim için ve yılara sâri olarak…
Sinemde hapsolan düşüncelerimi dostlara arz ettiğim için
maksadıma vasıl olduğuma inanıyorum.
Bir kitabım olsun, kitapçılarda bulunsun,
okurların kitaplığında yer alsın konusunda henüz böyle bir olgunluğa erişmedim.
Çünkü edebe ihtiyaçlı bir çalışan bulunmam
sebebiyle halimde ki hederliği görmezden gelemem.
Zahir ve şekliyet nasıl bir hüccet oluşturuyorsa değeri mukabilindendir.
Eğer dilimin telaffuzunda,
düşüncelerimi serdedenken bir övgüye ihtiyaçlı
hissetmediğim an belki neslimin ayanı olması için değerlendiririm bu konuyu.
Ne kadar sevindim bilseniz,
haiz olduğunuz değerleriniz için, Cenabı haktan muvaffakiyetler dilerim.
Yazdığınız şiirler konusunda
muhakkak ki bahsettiğiniz önem ve değerdedir.
Zira diğer çalışmalarınız bu gerçeğin izlerini deşifre ediyor.
Bir kitabın olması yönünde ki gayeniz ve tevessül
hissiyatınız bir özlemin payidar olmasıyla ilintili olduğu zannındayım.
Dilerim bir güm gerçekleşir, çok zor olmamasına rağmen.
Değerli kızımız, bazı eklemelerde
“noter onaylı” ibaresine şahit oluyorum!
Ne kadar gerekliyse meğer!
Çalışmaların fırsatçılar tarafından maksatlı olarak
iktibas yapılması veya kendi çıkarları doğrultusunda
kullanılması hususunda ne kadar başarılı olunacağı sanki biraz şüpheli.
İnanıyorum ki siz çok yakın bir zamanda,
edebiyat dünyasında özellikle aranan ve okunan bir “çalışan” olacaksınız.
Zatım gibi edep ve edebiyattan hiç anlamayan
bir alaylı olarak bu kadar çok okura ulaşması…
Ve edebiyat
çevrelerden sürekli davetler alması mümkün olurken, sizin gibi
kendi melalini hasretmiş güzide değerler neden olmasın değil mi?
Müşterekliğimiz konusunda,
ruh bütünlüğümüz, ahir ölçümüz, mizan sezgimiz…
Vicdan esenliğimiz bir hizmete müteallik olduğu müddetçe
vehimleri şahsen hiç önemsemem.
Her gülü, sadece renkleriyle değil,
yalnız kokusuyla hiç değil, ötelere saldığı özlemin
hasretiyle ve tikenler inin güzelliğiyle sevemedikçe…
Çileyi aşk ile terennüm edemedikçe, sevdaları heveslerden
öteleyemedikçe, ne kadar içtenlik olacağı meşkuk tur!
Bu bakımdan zatınızın çalışmalarında,
Evvelin ve ahirin, halk eden şaheserin, temaşa ettiğimiz
onca ayetlerin güzelliğinde ki idraklerin “ritim”lerini aksederken…
Sevgi ve muhabbetlerimle zatınıza ve ayalinize,
sağlık ve afiyetler dilerken, birlik ve dirliğimizde bir ahengin
mihenk olarak kanaat oluşturması temennilerimle…
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
• 16/5/2008 - Çok değerli mütefekkir kardeşim;
Zatıâlinize şükranlarımı arz ederken, bir damla kabilinden de olsa…
Bir mıhın nala, nalın ata, atın adama, adamın savaşa katkısındaki, gerçekliği hatırlattı…
Biliyoruz ki, zor günlerde, yarenlerin bir el uzatması, asla unutulmaz!
Bu alaka, muhabbet ikliminde filizlenen, fidelerin yansımasıdır!
Aslında, günleri zor kılan, takvadan ve teslimiyetten uzaklaşan ahvalimizdir!
Kanaat gibi, fevkalade değerli bir hazinemiz mevcut iken, içtimai bünyemizin hadsizliğidir!
Asimile olan ahlakımız, yozlaşan mihenk ölçümüz, idrake ulaşmayan bilgilerimiz…
Alalamayı becerdiğimiz enaniyetimiz, ne derler diyen, akideden yoksun haletiruhiyemiz… Asla, anlaşılabilir değil, tabiî ki!
Efrada, sözümüzün tesir etmemesi, duruşumuzun, ahvalimizin, tutarsızlığımızın, göstergesi olduğuna kâiniyim…
Siz her zaman, şefkat gösteren, dinlemesini bilen, efkârı paylaşan, akilâne öğütleri, destur edinmiş bir kimlik sahibi cansınız!
Bizde mevcut bulunan bedevilik, sizdeki medeniliğe yetişmesi, sabır, sebat ve metanette göstereceğimiz, gayretle orantılıdır!
Sabrın kaynağı,
“Hayrın ve şerrin, Allahtan olduğuna”, kesinlikle inanan ve itminan olan, bir inancın suhuletidir… Tezahürüdür!
Terbiyeden mahrum bir nefs, bazen dalıyor, unutuyor ve avunuyor…
İnsanın hayatında terbiyenin, ne kadar önemli olduğunu, ihmal ediyor!
Bir hiç olduğunu, maalesef fark edemiyor!
Öyle ki, hareket ve kuvvetin, kendisine ait olduğuna inanıyor!
Mağrurlanıyor, tekebbüre yöneliyor, enaniyetine güveniyor!
Oysaki her zerrenin asıl sahibi, Cenabı Haktır…
Her gün mezarlar açılıyor, bir gün sıranın, bize de geleceğini, her nedense bilmek istemiyor…
Oysaki mezardan sonra bizleri, ne makam ve nede hadsizliğimiz kurtaramayacak!
İnsanlık adına yaptıklarımız, kulluk bilincimiz, zerrelerin sahibine olan teslimiyetimiz… Fedakârlığımız, sahavetimiz, efendimize olan hasretimiz ve amellerimiz kurtaracak…
Sizde, fevkalade bol bulunan, şefkat ve fedakârlığa, muhtaç ahvalimin, bir beyanıdır…
Kabul buyurmanızı istirham ediyorum…
Sizlere, bu hasletleri verenlere, Cenabı Hak, rahmetini esirgemesin…
Zatınızı, efradıyla payidar olan, zümrelerden eylesin…
Arzı mekânda, hayatınızı idame ederken, her halinizde bir ahenk oluştursun!
İnsan ancak,
Cenabı Hakkı, saydığı ve sevdiği oranda, insanlar tarafından, saygıyı hak eder!
Sevgilerin hası, aşkların müptelası, şekliyeti kesinlikle reddeder!
Filistin, Irak, Afganistan, Bosna hersek, Malezya, Pakistan, Etiyopya, Afrika, Sudan ve benzeri birçok dünya mazlumlarının, feryadını duyarak yaşamayı başarmak…
Sekülerle şen, kimliğimizin tedavisinde ki katkılarınızı bilerek teşekkür etmek istedim…
|
Yorum (0) :: Bağlantı
|
|
|
|
|